Ana Sayfa Satılıklar Kiralıklar Hakkımızda Satış Prosedürü Şehir Tanıtımı İletişim  
 
Hizmetlerimiz
COŞKUN EVDEN EVE NAKLİYE
DAİRE,VİLLA,TÜM TADİLATLARINIZ VE DEKORASYONLARINIZ TECRÜBELİ EKİBİMİZ TARAFINDAN İTİNA İLE YAPILIR..
BAHÇE BAKIMI & PEYZAJ
OTO ALIM SATIM
SU NAKLİYESİ (PARK BAHÇE SULAMA)
PREFABRİK YAPILARIMIZ..
Emlak Arama
Şehir :
Semt :
Durum :
Türü :
M.Kare :
 
Fiyat :
 
 
Referans Kodu
Referans Kodu :
 
En Uygun Satılıklar
ANKARA / GÖLBAŞI MERKEZ
Ofis / İşyeri / Dükkan / DevrenKiralık
225,000 TL
ANKARA / DİKİLİTAŞ (KÖTEK)
ARSA / Satılık
155,000 TL
ANKARA / GAZİOSMANPAŞA
Ofis / İşyeri / Dükkan / Kiralık
2,000 TL
Mersin (İçel) / Silifke
ARSA / Satılık
6,000,000 TL
ANKARA / SELAMETLİ
TARLA / Satılık
32,500 TL
En Uygun Kiralıklar
 Kredi Hesaplama
Anket
Sitemizi Nasıl Buldunuz ?
 Harika
 Çok Güzel
 Beğendim
 Fena Değil
Anket Sonuçları
Hava Durumu
 
ANKARA
 
ANKARA
ANKARA ŞEHİR TANITIMI
ANKARA
Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti Ankara, Orta Anadolu'nun merkezi bir noktasında kurulmuştur. Bu merkezi konumu itibariyle tarih boyunca özellikle Selçuklular ve Osmanlılar devrinde, Ankara keçilerinin tüylerinden yapılan sof kumaşlarının yurt dışına  satılması Ankara'yı kervansarayların güzergahı ve bir ticaret merkezi haline getirmiştir.

Ankara, Birinci Dünya Savaşı sonrası Atatürk liderliğindeki ulusal direnişte belirgin bir konum üstlenmiş ve Ulusal Kurtuluş Savaşı ile Türk yurdunun  yabancı işgalinden kurtarılmasıyla 13 Ekim 1923'de yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti ilan edilmiştir.

Ankara'nın en belirgin noktasında yer alan yapı, Ulu Önder Atatürk için yaptırılan ihtişamlı Anıtkabir'dir. 1953 yılında tamamlanan bu antik  ve modern mimari sentezi yapı Türk mimarisinin gücünü ve zarafetini kanıtlamaktadır.

Şehrin en eski bölümleri tarihi Kaleyi çevrelemektedir. Duvarlar içinde 12. yüzyıla ait Alaaddin Cami her ne kadar Osmanlılar tarafından elden  geçirilmişse de  hala Selçuklu ahşap işçiliği ve sanatının güzel örneklerini sergiler. Pek çok sayıda ilginç eski Türk evi restore edilmiş ve sanat galerileri ya da geleneksel Türk mutfağından örneklerin sergilendiği lokantalar olarak  yeniden  hayat  bulmuştur.

Hisar  Kapısı'nın yakınlarında güzel bir şekilde restore edilmiş olan Bedestendeki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde Paleolitik, Neolitik dönemlere ve Hatti, Hitit, Frigya, Urartu ve Roma  Uygarlıklarına  ait paha biçilmez eserler yer almaktadır.

Kalenin  dışında 13. yüzyıldan kalma Arslanhane Cami ve 14. yüzyıla ait Ahi Elvan Cami görünmeye değer eserlerdendir. Roma döneminin şatafatını M.S. üçüncü yüzyıldan kalma hamamlar, dördüncü yüzyıla ait Julian Sütunu ve ikinci  yüzyıldan kalma korint stiline inşa  edilmiş olan Agustus Tapınağı Ulus Meydanı'na yakın bir biçimde kalenin çevresindedir. İmparator Augustus'un "Politik Emirleri" nden biri olan ve kendisinin başarılarını ayrıntılı olarak veren yazıt, Ankara'daki Augustus Tapınağı'nın duvarlarıdır.

Kale yakınlarında, bir Roma Tiyatrosu ve aynı bölgede 15. yüzyıldan kalma Hacı Bayram Cami ve türbesi yer almaktadır.

Selçuklu tahta kapı  oymacılığının şaheserlerinin ve diğer günlük kullanım araçlarının sergilendiği  Etnografya Müzesinin hemen yanında yer alan Resim ve Heykel Müzesi Türk güzel sanatlarından kesitler içerir. Ankara'daki en büyük camii olan Kocatepe cami 1976 ile 1987 arasında Osmanlı mimarisine uygun olarak inşa edilmiştir.

Ankara, seçkin  bale, tiyatro, opera ve halk dansları düzenlemeleri ile hareketli bir sanatsal ve kültürel yaşama sahne olmaktadır. Şehir, özellikle dinleyici sayısı hiç düşmeyen Flarmoni Orkestrası ile ünlüdür.
GÖLBAŞI KENT TANITIMI
Gölbaşı, Ankara iline bağlı ilçedir. Mogan ve Eymir gölleri ile tanınır. Ankara şehir merkezine olan uzaklığı 20 kilometredir.

Şehir Merkezine Uzaklığı : 20 km.

Gölbaşı ve çevresinin sırasıyla M.Ö. 3., 2. ve 1. bin Erken Bronz, Hitit, Frig, Tunç Çağı, Roma ve Bizans Dönemlerinde iskan alanı olduğu, Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce Selametli, Tulumtaş, Tulumtaş-Ortaçayır Mevkii, Kızılcaşar-Gökçepınar Mevkii, Bacılar Köyü, Bezirhane Kültepe Mevkii, Bezirhane-Kepenekçi ve İncek-Harmantepe Mevkiinde yapılan inceleme ve araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.

Kayı Beylerinin Söğüt’e gitmeden evvelki yerleşim alanı Gölbaşı’dır. Beynam, Karaoğlan, Karaali, Oğulbey bu dönemdeki yerleşim alanlarıdır. 1402 Ankara Savaşında Timur fillerini Gölbaşı yöresindeki ormanlarda saklamıştır. İlçe Mogan Gölü çevresinde bulunduğu için Gölbaşı adını almıştır. Resmi gazetede yayımlanan 29.11.1983 gün ve 2963 sayılı kanunla İlçe Teşkilatı kurulmuştur. 1991 yılının sonunda da Gölbaşı Belediyesi 07.09.1991 gün ve 20702 sayılı kararla Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alınmıştır.

Ankara gibi Gölbaşı ve yöresi de en eski medeniyetlerin yerleşim alanlarından biridir. Gölbaşı sınırları içinde -çok bilinmemekle birlikte- buranın eski tarihine ışık tutan sit alanı ve ören yerleri bulunur. Yapılan kazı ve araştırmalarda bölgede ilk Tunç, Hitit İmparatorluğu, Roma ve Bizans dönemlerine ait bulgulara rastlanmıştır. Bunlardan bir kısmı ilçe sınırları içindedir. Buluntulara genellikle yörede bulunan küçük yerleşim alanlarında rastlanmaktadır. Bunlar, kuzeybatıda Ahlatlıbel ve Taşpınar, güneybatıda Gökçehöyük, güneydoğuda Karaoğlan, güneyde Selametli Beldesi, doğuda Yurtbeyi Köy yerleşimleridir. Selametle, Gökçehöyük ve Bezirhane köylerinde ilk Tunç çağına ait höyükler ve kalıntılar, Taşpınar Köyünde Roma döneminden kalma mezarlık ve sütun başları; Karaoğlan’da Bizans Dönemine ait sikkeler ve kalıntılar; Yurtbeyi ve Karaoğlan köylerinde Erken hıristiyanlık dönemine ait kilise kalıntıları bulunmuştur.

Gölbaşı yakınında yer alan diğer önemli bir ören yeri ise Tulumtaş mağarasıdır. Ankara Çevre Otoyolunun yapımı sırasında işletilen bir taş ocağında çıkan bu mağara İncek, Hacılar ve Tulumtaş köyleri arasındaki Karayatak Tepe Mevkiinde bulunur. Ankara’ya 15 km uzaklıktadır. Uzunluğu 5 km, genişliği 1-1.5 km, yüksekliği 30-40 m olan, büyük bir kireç taşı bloğunun içinde kimyasal erimeler sonucunda oluşan mağarada görülmeye değer dikit, sarkıt ve sütunlar bulunmaktadır. Ankara’ya çok yakın olan bu mağara henüz ziyarete açılmamış olmakla birlikte sözkonusu mağara bölge için önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır. Bu mağara ve çevresi 1. derece doğal sit alanı ilan edilmiştir.

Gölbaşı ilçesi Ankara’nın mesire, sayfiye, turizm ve sanayi bölgesi durumundadır. Mogan ve Eymir Gölleri, doğal güzelliği, temiz havası ve balık üretimi ile ilçeye turistik bir değer kazandırmaktadır.

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 62602'dir. Bunun 35308'si ilçe merkezinde, 27294'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

AKYURT ŞEHİR TANITIMI
İç Anadolu Bölgesi Ankara sınırları içerisinde geniş ve düzgün bir arazi üzerinde kurulu bir ilçedir. İlçemizin doğusunda Kalecik batısında Keçiören Güneybatısında Elmadağ ilçeleri bulunmaktadır. İlçe merkezi Çankırı, Kastamonu ve Sinop’u Ankaraya bağlayan Devlet karayolu üzerinde olup, Başkente uzaklığı 32km dir.
Yüzölçümü 258 km kare, denizden yüksekliği ise 960 metredir. İlçenin kuzeyinde kaleciğe bağlanan yol üzerinde ‘TEKEBELİ DAĞI’ 1250 m, Güneyinde ‘HÜSEYİN GAZİ’ tepesi 1415 metre doğusunda ise ‘idris dağı ‘1985 m bulunmaktadır.

Arazi yapısı itibarı ile arazinin büyük bir bölümü tarım arazisi niteliğinde olup Akyurt’un Ravlı çayı etrafta kavak ve söğüt ve meyve ağaçları rastlanır. Uzunlar köy yolu üzerinde yaklaşık 10.000 metre karelik meşe ağacı koruluğu bulunmaktadır.

14.yy sonuna kadar geniş ormanlık alanlara sahip olan Akyurt, yüzyıllar boyu yapılan kıyımlar neticesinde Ankara’nın da hamamlarının yakacak ihtiyaçlarının karşılaması neticesinde ağaçlık alanlarını büyük ölçüde yitirmişti. Buna mukabil son yıllarda belediyemiz, ilçemizdeki okullar ve okullardaki örgencilerin çabalarıyla ilçe merkezinde yeniden yeşillendirme ve ağaçlandırma çalışmalarına başlanmış bu amaçla bir de Hatıra Ormanı kurularak Ağaçlandırma çalışmaları ve ağaç sevgisi yaygınlaştırma çalışmaları sürmektedir.

Akyurt ’un ova bölgesinde toprakları kahverengi olan arazinin ortalama meyil'i % 3 ile % 8 arasında değişmektedir. Genellikle kumlu –tınlı toprak yapısına sahip organik maddece az potasça iyi fosforca fakir topraklara sahiptir. Arazi yapısı güney kesimlerde düz yer yer tepelik meyilli taban arazileri olup kuzey kesimlerde dağlık karakter gösteren tipik Orta Anadolu gruplarındandır.

Son zamanlarda yüzyıllar öncesinden gelen adeta Akyurt ’un simgesi olan ‘Üzüm Bağları’ yeniden canlandırılmaya başlanmıştır.

Uluslararası Esenboğa hava alanının yolcu kapasitesinin 10 Milyon'a çıkarılması Akyurt-Esenboğa, Esenboğa-Ankara arası bölünmüş yol çalışmalarının da tamamlanması ile Başkent'in en gözde ilçelerinden biri olacak olan Akyurt gelişmenin yeni adresi olma yönünde hızla ilerlemektedir.
AKYURT

Akyurt Genel GörünüşAkyurt;

ALTINDAĞ ŞEHİR TANITIMI

Ankara KalesiTarihi M.Ö 4000’lere kadar uzanan Ankara, Cumhuriyetin kurulmasıyla başkent olur ve sahip olduğu manevi coğrafyanın üzerine inşa edilerek bu günkü görünümüne ulaşır.

Ankara’yı Ankara yapan tüm değerler Altındağ’dadır. Altındağ’ın (Eski Ankara’nın) tarihi, Kale’nin tarihiyle özdeş sayılır, bilinen tarihi paleolitik çağlara kadar uzanıyor. Ancak en aydınlatıcı bulgular Hititler’den öteye gitmiyor. M.Ö. 40OO-1200 yıllarına denk gelen Hititler döneminde Ankara Kalesi'nin İçkale bölümünün yerleşime açık olduğu biliniyor.

M.Ö. 547 yılındaki Pers egemenliğinden sonra, M.Ö. 281 yılında Galatlar'ın eline geçen Ankara, bu dönemde kale-kent haline dönüşür. Ankara Kalesi'nin konumu, yapılış şekli, kullanılan taşların özellikleri Galatlar tarafından inşa edildiğini gösteriyor.

Ankara, M.Ö. 25 yılında Roma topraklarına katılır, bulunduğu bölgenin başkenti niteliğini kazanır. M.S.1O yılında Hacı Bayram-ı Veli Camii'nin bulunduğu yerde İmparator Augustus adına bir tapınak inşa edilir. Yine bu dönemde İmparator Augustus Yunan şehir devletlerini (polis) örnek alarak Ankara'yı 12 semtten (füle) oluşan serbest bir şehir haline dönüştürür. Ankara, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle birlikte 1O73 yılına kadar Bizanslıların yönetiminde kalır.

 

1073'te kent Türkler’in eline geçer; 1143’te Selçuklu Sultanı 1.Mesut, 1169'da da 2. Kılıçarslan tarafından yönetilir. İç Kale'deki Alaaddin Camii, Samanpazarı semtindeki Arslanhane Camii Selçuklu döneminden günümüze kalan önemli eserler. 14. yüzyılda sık sık el değiştiren Ankara; İlhaniler, Eretna Beyliği, Ahiler daha sonra da Osmanlılar’ın egemenliğine girer, 14O2'de de ünlü Ankara Savaşı'na sahne olur Osmanlı döneminde, önce Büyük Anadolu Eyaleti'nin merkezi, sonra da sancak merkezi olan Ankara'da sof yapımı, debbağlık ve kundura üretimi oldukça gelişir, ticaretin gelişmesiyle birlikte birçok han ve bedesten inşa edilir.

Ankara Ulus Eski FotoCumhuriyetin kurulmasıyla başkent olan Ankara, sahip olduğu tarihi mirasın üzerine inşa edilerek bu günkü görünümüne ulaşır. İlk yerleşim merkezi olmaya başladığı yıllardan itibaren Ankara, Altındağ bölgesinde kurulur ve gelişir. Kalesi, camileri, hanları, hamamları ve evleriyle kale ve civarında yerleşilmiş bir Anadolu kasabasıdır Ankara.

 

Altındağ, mimarinin yanı sıra önemli düşünürlerin, sanat adamlarının izlerini de taşır. Hacı Bayram-ı Veli, Mimar Sinan, Cenab-ı Ahmet Paşa bu önemli düşünürlerden birkaçıdır. Bu düşünürleri Altındağ bölgesi içinde somutlaştıran ve günümüze kadar ulaştıran Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Mimar Sinan’ın izlerini taşıyan Cenab-ı Ahmet Paşa Camii en önemli eserlerdendir.

 

Ankara Ulus Atatürk HeykeliAnkara’yı Ankara yapan tüm değerlerler Altındağ’dadır. Altındağ dünyanın en önemli uygarlık müzelerinden olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni de içinde barındırıyor. Ayrıca Kurtuluş, Cumhuriyet, Etnografya, Gar gibi diğer önemli müzeler de Altındağ sınırları içinde yer alır.

 

Cumhuriyeti kuran ilk meclis ve Cumhuriyet’in simgesi Zafer Anıtı Altındağ’ın merkezi Ulus’tadır. Yüzyıllardır ayakta kalan 30’a yakın Selçuklu ve Osmanlı dönemi camisi de tüm ihtişamlarıyla kenti süslemeyi sürdürüyor. Sulu Han ticaretiyle, Çengel Han sanayi müzesiyle, Pirinç Han ise kültür ve sanat merkezi olarak Altındağ’a hayat veriyor; Roma Hamamı, Augustus Tapınağı, Julianus Sütunu sizleri Roma ve Bizans İmparatorluklarına doğru mistik bir geziye çıkarmak için bekliyor.

 

ALTINDAĞ - Ankara kalesi ve çevresiAnkara’ya gelen yerli ve yabancı gezginlerin görmeden gidemeyeceği bir yerdir Altındağ. Ankara Kalesi’ne çıkılır ve Ankara tümüyle kuşbakışı seyredilir. Kültürel ve tarihsel zenginlikleriyle, camileri, kiliseleri ve havrasıyla Altındağ, Anadolu mozaiğinin en zengin örneklerindendir.

AYAŞ ŞEHİR TANITIMI
 

Tarihi boyunca birçok medeniyeti barındıran Ayaş, Tarihi İpek yolu üzerinde şifalı sıcak suları, geleneksel Türk mutfağı lezzetleri, cumbalı evlerle bezenmiş sokakları, camileri, çeşmeleri, yeşili, tiftik keçisi, dutu, domatesi ev ve el sanatları ile birlikte anılarak tarih kokan şirin bir ilçedir.

Ankara Ayaş ilçesi Genel GörünüşAnkara’ya 58 km. uzaklıkta olan Ayaş duble yol ve havaalanına yakın olması nedeniyle sanki bir ilçe değil Başkentin bir bütünüdür. Tarihi, Kültürü, eğitimi ve Başkentin yönetimindeki bürokratları yetiştirmesi ile bu bütünlükten hiç kopmadan günümüze gelmiştir.

Ankara’ya ismini veren Ankara keçisi diye adlandırılan Tiftik Keçici üretimi, yetiştirilmesi bakımından Ayaş’ın yeri önemlidir. Charles Texier “Küçük Asya” adlı kitabında “Tiftik keçisi ticareti bu kasabadan başlar” demektedir.

Uzun, ince, kıvrımlı ve parlak elyaflı tiftiğin Ayaş’ ta üretilmesi dokumacılığı ön plana çıkarmıştır. Hammaddesi tiftik olan soft dokumacılığı (Meşhur Ankara Softu) ilçe ekonomisinde önemli rol oynamıştır. İlçede dokunan softlar parlaklık, icelikve renk çeşidi bakımından dünyanın her tarafında rağbet görmüş ve diğer ülkelere ihraç edilmiştir. Kurtuluş savaşı sıralarında İngiltere ve Güney Afrika’ ya damızlık tiftik keçilerinin götürülmesi, makine ile yapılan seri üretimin başlaması ve o dönemde ülkenin ekonomik durumundaki bozukluk Ayaş’ taki üretimi azaltmış olsa da son yıllarda Tiftik keçisi üretimi yeniden canlanma göstermektedir.

Tiftik keçisi, tiftik üretimi ve dokumacılığa bağlı olarak ev ve el sanatları gelişmiştir. İlçe tarihinin eski olması nedeniyle çorapçılık, halı dokumacılığı, el dokumacılığı unutulmadan günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca İlçede besi ve süt hayvancılığı da bir hayli yaygındır.

Ayaş ilçesinde 2000 yılından itibaren organik tarıma dayalı faaliyetler hız kazanmış olup; bugün ilçemizdeki tarımsal faaliyetlerin tamamı organik tarım sistemi ile yapılmaktadır. İlçede iklime uyan bütün sebze ve meyveler yetiştirilmekte fakat, pazarlarda aranılan Ayaş Domatesi ve Ayaş Dutu üretimi ön planda tutulmaktadır. Ayaş Domatesi kalitesi, lezzeti bakımından Ülke pazarında büyük rağbet görmektedir. Ayaş Dut’u olarak anılan dut ve kiraz tamamen organik tarımla yetiştirilmekte Başkent Ankara ve çevresinin %85’ e yakın kısmı ilçemizden karşılanmaktadır. İlçemizde yetiştirilen dut ve kiraz yurtiçinde ve yurtdışında birçok bölgeye gönderilmektedir.

BALA ŞEHİR TANITIMI
 

Baladan Bir ManzaraBala ilçesi Kırşehir iline bağlı Kaman ilçesi Kırıkkale ili Karakeçili ilçesi Ankara'ya bağlı Elmadağ, Çankaya, Gölbaşi, Haymana, Sereflikoçhisar ve Konya ili Kulu ilçeleri ile çevrilmiş geniş ve düz bir araziye sahiptir.Bala ilçesi 1310 rakımlı Kartal yaylası üzerindedir.

Bala ilçesinin en önemli yüksek dagları...
1- Küre Dagı
2- Pasa Dagı
3- Dede Dagı
4- Kartal Dagı
5- Beynam Dagı

Bala ilçesinin en önemli akarsuyu Kızılırmak ile Elmadağ'ından doğup Kızılırmağa karışan Balaban çayıdır. Kızılırmak üzerinde bulunan Kesikköprü Baraji hem sulama hem de enerji üreten barajlarımızdandır. Bala ilçesinin yüzölçümü 2,830 km2 dir.

NÜFUS DURUMU

Bala ilçesinin nüfusta kayıtlı yaşayan 56,304 kadın 54,598 erkek olmak üzere 110,902 yaşayan nüfusu vardır.

1997 Genel Nüfus Tespitinde Merkez dahil 35,295 nüfusu vardır. Merkez nüfusu 5184 olup, 56 köy ve 3 belde nüfusu toplam 30,111'dir. Kayıtlı nüfusun %72 baska yerlerde ikamet etmekte olup %28'i ise ilçede ikamet etmektedir. 1999 yılı içersinde 1890 adet doğum, 357 adet ölüm olayı ve 801 adet evlenme, 15 nakil, 47 kayıt düzeltme, 126 boşanma işlemleri, 3678 adet nüfus cüzdani işlemi yapılmıştır.
İlçemiz genelinde 2 adet saklı nüfus işlemi yapılmıştır ve 25 aile çifte vatandaştır.

İDARİ DURUMU

Bala ilçesine bağlı, 3 kasaba ve 56 köy vardır. İlçe merkezinde 4 mahalle, Kesikköprü Kasabasında 2 mahalle, Afşar kasabasında 3 mahalle ve Karaali Kasabasında 2 mahalle muhtarlığı vardır.

Köylere bağlı mezra olmayıp, Ergin ve Tepe köylerine bağlı mezra olmayıp, Ergin ve Tepe köylerine bağlı sürekli yerleşim halinde yaylalar vardır.


İdare ile halk arasında bu zamana kadar herhangi bir problem yaşanmamış olup, ilişkiler gayet iyi düzeydedir.

EKONOMİK DURUMU

İlçe Merkezinde Sanayi alanında fazla gelişme olmamakla birlikte küçük çapta sanayi dalınd aatölyeler, tamirhaneler mevcuttur. Bunun yanında Afşar belediyesi ile Kesikköprü Beldesinde küçük çapta tamirhane ve atölyeleri bulunmaktadır.

İlçede Kurulu mülkiyeti belediyemize ait 150 ton/gün kapasiteli Un fabrikası kirada şahıs tarafından işletmekte, Tol Köyü civarında 1 Alçı taşından imal edilen gübre fabrikası, 1 Çavuşlu Köyü arazi sınırları içinde 1 Adet Büyük Boyalık köyünde 1 Özel Un Fabrikası mevcut olup, 1 Adet Sofular Köyü Yem Fabrikası, Tol Köyü civarında 1 Adet Bağcılık tesisi, Kesikköprü kasabasında 2 adet maden ocakları 2 firma tarafından (Opal Madencilik ve Özce Madencilik) işletilmektedir.Yıllık maden rezervi 140.000 ton olan demir madeni üretimi yapılmaktadır. Üretilen demir madeni Kırıkkale'den demir yolu ile Karabük Demir Çelik Fabrikalarına gönderilmektedir.İlçede 20 Adet küçük çapta sanayi üzerine işyerleri mevcuttur.En önemli ticaret olarak Esnaflık ve Nakliyecilik faaliyet gösterilmekle birlikte İlçe Merkezinde 80 Adet esnaf çeşitli dallarda ticari faliyetlerini yapmaktadır.İlçe Merkezinde Her hafta salı günleri kurulan pazarda ilçe dışından getirilen sebze ve meyveler ile birlikte sulanabilen köylerimizde üretilen sebze ve meyvelerde satılmaktadır. Bunun yanında hayvan alımı satımı ile giyim üzerine de ticari faaliyetler yapılmaktadır.İlçe Merkez ve köylerimizden çok sayıda Ankara'ya göç eden kişiler Taşımacılık, Giyim, Market, Kuyumcu, Oto Galericisi ve hurdacı olarak bu ticari faaliyetlerini Ankara da sürdürmektedir.

Çeşitli Sektördeki Üretim Tesisleri:

- Un Fabrikası 150ton/gün (Bala Merkez-Büyükboyalık Köyü)

- 1 Doğal gübre Fabrikası (Tol Mahallesi)

- 1 Bağcılık Teisileri (Tol Mahallesi)

- 1 Alçı fabrikası ( Çavuşlu Mahallesi)

- 1 Yem Fabrikası (Sofular Köyü)Alçı taşı ve demir madeni ocakları (Aydoğan, Aşıkoğlu Köyleri ve Kesikköprü Kasabası )

BEYPAZARI SEHİR TANITIMI
Ankara ilçesi Beypazarı İlçesi Genel Görünüş ResmiAnkara'nın kuzeybatısında bulunan Beypazarı; Hitit, Frig, Galat,Roma, Bizans,Selçuklu ve son olarak da Osmanlıların egemen olduğu tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan yerleşim merkezlerinden biridir. Beypazarı ilçesine ilk isim "Lagania" olarak verilmiştir.'Kaya Doruğu Ülkesi' anlamına gelen bu isim Beypazarı'nın konumunu ifade etmektedir. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de çevre kentlerin ilgi odağı olan Beypazarı'nda panayır şeklinde büyük pazar yerleri kurulmuş, halk alışveriş amaçlı bu pazarlara gelip gitmeye başlamıştır. Bu meşhur pazar, ilçenin 'Beypazarı' olarak anılmasına neden olmuştur.

Verimli tarım alanları,doğal su kaynaklarının zenginliği,sarp yamaçlı tepelerle çevrelenmiş korunaklı bir konumda olması Beypazarı'nı önemli bir yerleşim yeri haline getirmiştir. İlçenin İpek yolu üzerinde bulunması ardında eşsiz bir tarihi zenginlik bırakmıştır.

Beypazarı Tarihi evleriBeypazarı denince akla ilk gelen tarihi evleridir. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesine de konu olan Beypazarı evleri;cumbalı ,üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan iki üç katlı yapılardır. Evlerin iskeleti ahşaptır ve bu ahşap, tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmıştır. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü bu malzeme, Beypazarı evlerini farklı kılar. Tavan arasındaki zemin katları taştan, geri kalan kısmı ahşaptan oluşan bu evlerin girişinde demir kapılı mahzenler bulunur. Tarih boyunca yangınlarla bir çok kez harap olan Beypazarı'nda evlerin içindeki bu mahzenler kıymetli eşyaların saklanması amacıyla kullanılmıştır.Yine bu yangınlar nedeniyle binlerce yıllık tarihe sahip Beypazarı'nda, mimari açıdan en erken tarihli konak 13.yy'a aittir.Sokaklarda iç içe yerleşim tarzı benimsenmiştir. Bu nedenle kapılar,pencereler ve guşganalar birbirine bakar şekilde düzenlenmiş, evler yerleşim olarak bitişik ve birbirine yakın inşa edilmiştir.

Beypazarı, Osmanlı mimarisi tarzındaki tarihi eserleri ve evlerinin yanı sıra 600 yıllık çarşısı, bu çarşılarda faaliyet gösteren zanaatkarları ve saray mutfağı tarzındaki yöresel yemekleriyle de Türk kültürünün tüm inceliklerini halen yaşatmaktadır.

ÇAMLIDERE ŞEHİR TANITIMI
 
Ankaranın ilçesi çamlıdere hakkında bilgi resmiÇamlıdere İç Anadolu Bölgesinin kuzeyinde yer alan, Doğudan Kızılcahamam ilçesi, Batıdan Benli ve Kavaklı Dağları, Kuzeyden Gerede ilçesi, Güneyden Güdül ile Beypazarı ilçeleri ile çevrilidir.Yüzölçümü 650 kilometrekaredir. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1175 metredir.

İklimi Batı Karadeniz ve İç Anadolu Bölgelerinin arasında bulunduğundan her iki bölgenin de iklimi tesiri altındadır. Yazlan kurak ve serin, kışlan kar ve yağmur yağışlı geçer.(Karasal iklim)
İlçe arazisinin % 66 sı çam ve meşe ormanları ile kaplı olup, orman alanı 42.500 Hektardır. İlçede tabii göl ve akarsu bulunmamaktadır.

Bayındır, Buğralar, Yahşihan, Doğancı, Doymuş, Yoncatepe, Tatlak, Bökeler, Elvanlar, İnceöz, Akkaya, Yediören, Gümele köyleri ile Peçenek Beldesi arasındaki vadiye Ankara'nın içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla Çamlıdere Bayındır Barajı inşa edilmiş, söz konusu baraj Ankara'nın % 70 nin içme suyunu temin etmektedir.
ankara ilçesi çamlıdere göletÇamlıdere İlçesi Pelitçik Köyü mevkiinde 3 hektarlık bir alanda Dünyada sayısı çok az olan ve Türkiye’de bugüne kadar bilinmeyen taşlaşmış Çam,Meşe ve Ardıç ağaçlarından oluşan 23 Milyon yıl öncesine ait olduğu anlaşılan zengin fosilleşmiş-silisleşmiş bir fosil ormanı tespit edilmiştir. Söz konusu fosil ormanın jeolojik yönden Orman Florası örneklerinin nadir ve bol miktarda bulunması nedeniyle Dünyadaki diğer örnekleri gibi koruma altına alınarak açık hava müzesi ve jeoloji parkı haline getirilmesi halinde, Jeoloji Bilimleri öğrencilerine uygulamalı eğitim sağlayacağı gibi Ülkemizin ve yöremizin tanıtılmasında ve ekonomik yönden kalkınmasında önemli ölçüde katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
ÇANKAYA SEHİR TANITIMI
 

Çankaya Kızılay Meydanı Genel Görünüş resmiÇankaya, yüz çiçekli bahçe Ankara'nın en güzel çiçeği, o çok yönlü yaşamıyla, yediveren gülüdür. Çankaya, bir yerleşim olarak, bir parçası olduğu başkent Ankara'nın siyasal, kamusal ve sosyo-ekonomik, kültürel kuruluşlarının en önemlilerini içinde bulunduran ilçesidir.

Cumhuriyet döneminden hemen önceki haliyle Çankaya, bağlık bahçelik kırsal bir alan görünümündeydi. Bu bağlardan birinin içindeki köşke Mustafa Kemal Paşa'nın yerleşmesi, Çankaya'nın önemini birdenbire artırdı. Bu köşk bugün bir müze olarak korunuyor. Bugünkü Çankaya köşkü ise, Alman Mimar Clemens Holzmeister tarafından projelendirilerek daha sonra yapıldı.

Çankaya AtaparkKale çevresinde oluşmuş eski kente tepeden bakan, güney yöndeki bu bağlık bahçelik alan zaman içinde gelişerek 1936 yılında ilçe durumuna geldi. Çankaya bu konumu ve hızlı gelişimi ile, "başkent içinde başkent" niteliği kazandı. Bugünkü Çankaya, ülkenin en önemli kamusal karar organlarını, üniversitelerini, çeşitli ülkelerin büyükelçiliklerini, iş alanlarını, ticaret merkezlerini, bankaları, büyük otelleri, kültür ve sanat kuruluşlarını, restoranları, eğlence ve dinlenme yerlerini barındıran bir yerleşim alanı. Yeni Türk devletinin kuruluşundaki güç günleri yakından yaşamış olan bu ilçe, sağlığında Atatürk'ün konutuna, ölümünde Anıtkabirine mekan oldu.

Çankaya’da 109 mahalle vardır. İlçemizin bugünkü nüfusu resmi rakamlara göre 769 bindir. Fakat, gerçekte bu nüfusun 1 milyon dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Günlük nüfus hareketlerine bağlı olarak Çankaya’nın nüfusu, gün boyunca 2 milyona ulaşmaktadır. İlçemiz bu özelliğiyle kent içinde ayrı bir kent merkezi özelliğine sahiptir.

Çankaya genel görünüşİlçemiz aynı zamanda, uluslararası kültürel ve sanatsal etkinliklerin de merkezi durumundadır. Bu özelliği, onu Ankara’nın en gözde ilçesi haline getirmektedir.

Çankaya, bütün bu özellikleriyle, tüm yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret etmek istediği nadir ilçeler arasında yer almaktadır.

İlçemiz son zamanlarda kırsal kesimden göçlerin yoğunlaşması nedeniyle hızlı bir nüfus artışına neden olmuş, yapılan imarsız gecekondulaşma neticesi dış kesimlerde düzensiz bir yapılaşma meydana gelmiştir. Bu göçün çoğunluğunu Çorum, Sivas, Yozgat, Kars, Çankırı, Erzurum ve Erzincan yörelerinin insanları teşkil etmektedir. Bu itibarla da değişik kültürlerin ve etnik yapıların bir arada bulunduğu görülmekte ise de bölgemizde bu özelliklerin şimdiye kadar bir sorun teşkil etmediği gözlenmiştir.

Nüfusun çoğu geçimini esnaflık, işçilik ve memuriyetten sağladığı gelirle idame ettirmektedir.

Çankaya Atakuleİlçemiz Belediye sınırları içerisinde kalan yerler imar planına uygun olarak çağdaş ve modern bir yapıya kavuşturulmuştur.

İlçemiz Çankaya’da şehir planları yapılırken depreme karşı dayanıklı yapılar kurulmaktadır. Bunun için dünyanın büyük kentlerinde görülen yüzden fazla katlı binalar İlimiz ve İlçemizde yapılmamıştır.

İlçemiz Çankaya tarım kenti değil, sanayi, ticaret ve hizmetlerin yoğunlaştığı bir kent özelliğindedir.

İlçemizde Devletin en üst düzey yöneticisinden en alt birimindeki hizmetliye kadar binlerce kişi Kamu Hizmetlerinde çalışmaktadır.

ÇUBUK ŞEHİR TANITIMI

Ankara ilçesi çubuk genel görünüşüÇubuk; ovaya ve içinden geçen çaya adını veren bir yerleşim merkezidir. Türklerin Anadolu’ya hakim oldukları dönemde kurulan yerleşim yeri, Ankara’nın kuzey doğusunda Karadeniz bölgesinin geçiş kuşağında yer alır. Adını kurulduğu yerin yeşil olmasından almıştır. Çubuk, Ankara savaşı ile birlikte tarihi önem kazanmış bir ilçemizdir.

Çubuk İlçesi İç Anadolu Bölgesinde ve Başkent ANKARA İline bağlı bir ilçedir.Tarih içinde ilçenin adı ilk kez 1402 yılında, Çubuk ovasında yapılan ANKARA savaşı ile duyulmuştur. Tarihsel önemini bu savaştan alan kasaba, ilk kez 1902 yılında ilçe merkezi yapılmıştır.1910 yılında yeniden Bucak olmuş ve 1921 yılından bugüne ilçe olarak gelmiştir. İlçeye bağlı köylerin bir çoğu adını ANKARA savaşına ilişkin yaşanan olay ve savaşan Komutanlardan almıştır.

Çubuk ve civarı Anadolu'nun Türkler tarafından fethi sırasında ilk ele geçen yerlerdendir. Bu bölgeyi, Selçuklu komutanlarından Çubuk Bey ele geçirmiştir. Çubuk isminin buradan gelmiş olabileceği konusunda görüşler bulunmaktadır. Çubuk, Türklerin fethinden sonra yoğun bir şekilde Oğuz Boyları'nın iskanına sahne olmuştur. XVI. Yüzyıldan kalan Osmanlı tahrir defterlerindeki köy adları Alayundlu, Çavundurlu, Eymür, İğdir, Kınık, Peçenek ve Yazır boylarından bazı grupların bu bölgede yerleştiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca Karakeçili ve Akçakoyunlu aşiretleri de Çubuk'a yerleşmişlerdir. Türk aşiretlerinin birçoğu Çubuk'a geldikten sonra zamanla yerleşik hayata geçmişlerdir. XVI. Yüzyılda aşiretlerin hemen hemen tamamı konar göçerliği bırakmış ve köylerde oturarak, zirai üretim ve hayvancılıkla uğraşmaya başlamıştır.
Bölgede, bu dönemde sadece iki aşiret yerleşik hayata geçmemiştir. Bunlar Murad Fakihlü ve Işık Gazilü cemaatleridir. Aşiretler yerleşik hayata geçmelerine rağmen yayla hayatını sürdürmeye devam etmişlerdir. Bölge halkı XVI. Yüzyılda Aydos dağlarındaki yaylalara çıkarlardı.
Ankara ilçesi çubuk ay kayalığı mesire alanıXVI. yüzyılda Çubuk, Osmanlı taşra teşkilatında Ankara Sancağı'na bağlı bir kazaydı. Ancak kazanın bir merkezi bulunmuyordu. 250 civarındaki köy, Çubuk adı altında bu kazayı oluşturuyordu. Bu dönemde müstakil olarak Çubuk Pazarı ismini taşıyan bir köy de vardır.
1522 yılında Çubuk Kazası'nda 248 köy, 40 mezra, 7 yayla bulunuyordu. Kazanın nüfusu yaklaşık 20.000 idi. 1571 yılına gelindiğindeyse kazanın nüfusu artmış, 30.000 olmuştu. 1571 yılında ise Çubuk'ta 199 köy, 34 mezra ve 18 yayla vardı.


2002 Yılı Ağutos ayı itibariyle ilçemize bağlı 3 Belde 85 Köy vardır.
İlçemiz 23.7.2004 tarih ve 2531 sayılı resmi gazetede yayımlanan 5216 sayılı Büyükşehir Belediye kanunu sonucu metropol ilçe olmuştur. Bu kanun itibariyle 27 köy yeni düzenleme ile belediyemize bağlanarak mahalle statüsüne kavuşmuştur.

İlçemiz Ankara iline asfalt yolla bağlıdır. Yolun uzunluğu ilçemizden itibaren 39 Km.‘ dir. Ayrıca Akyurt ilçesi, Yukarı Çavundur Beldesi ve Sirkeli Beldesine de asfalt yolla bağlıdır.

Köy yolları yaz ve kış ulaşıma açıktır. Çubuk - Ankara arasında 06:00 23:30 saatleri arası her 15 dakikada otobüs seferleri yapılmaktadır.
Esenboğa Havaalanı ilçemizin hudutları içerisindedir. Esenboğa havaalanından ilçemize ulaşım karayolu ile yapılmaktadır.

İlçenin üç tarafı dağlarla çevrili , güneyi ovaya doğru açık ve denizden uzak olduğu için kara iklimi hüküm sürmektedir. Yazları kurak ve sıcak , kışları ise soğuk ve yağışlı geçer. Kaydedilen en düşük ısı –21.5 derece , en sıcak ısı +37.7 derecedir. Yağmur ortalamaları 472 mm. Ve nisbi oranı ise % 68 ‘ dir.
İlçemize bağlı Esenboğa beldesi sınırları içerisinde bulunan, Olimpik Termal Havuz ve Spor tesisleri mevcuttur.

İlçemizde belediyemiz bünyesinde faaliyet gösteren çok amaçlı M.Akif ERSOY kültür merkezi bulunmaktadır. (Kültür merkezi 400 oturumlu olup Düğün salonu, Tiyatro Gösteri Salonu ile toplantı salonu olarak hizmet vermektedir.)

İlçemizde tarihi eser niteliği taşıyan, ilçemizin muhtelif mahallerinde bulunan 5 adet tarihi eski evler mevcuttur.

ELMADAĞ SEHİR TANITIMI
İLÇEMİZİN KONUMU

Ankara elmadağ ilçesi genel görünüşElmadağ İlçesi, İç Anadolu Bölgesi'nin Sakarya bölümünde yer alır. Başkent Ankara'nın 41 km. Kuzeydoğusunda adını aldığı Elmadağ'ın Kuzeydoğu eteklerine kurulmuştur. (39 derece 54 dakika Kuzey enlemleri ve 33 derece 13 dakika Doğu boylamları arasında yer alır.) Elmadağ İlçesi'nin denizden yüksekliği 1135 metre, rakımı ise 1100 metredir



İLÇEMİZİN SINIRLARI

Yapılan araştırmalarda eski adı Küçük Yozgat olan ilçemizin sınırlarının Ankara Vilayeti Çankaya Kaymakamlığı Yazı işleri müdürlüğünün 15,05,1941 tarih ve 254 nolu kararında (10,10,1952 tarihinde Aslının Aynıdır şeklinde tastiklenmiş) zamanın Ankara ilçesi elmadağ genel görünüş resmiBelediye Başkanı Hüseyin ÖZCAN tarafından onaylanan kararda KÜÇÜK YOZGAT köyünün sınırları belirtilmekte idi.Şimdiki idari sınır olarak ilçemiz doğusunda Kırıkkale ili,Batısında Çankaya ,Mamak,Altındağ,Kuzeyinde Akyurt, Çubuk, Kalecik, Güneyinde Bala İlçelerine komşudur. İlçemizin toplam yüzölçümü 573 km2.dir.

İlçemizde haritası yapılmış alan 3840 hektar olup bu alanın 480 hektarlık kısmı mevzii imar planlı olup bu alanların büyük bir çoğunluğunu fabrika sahaları oluşturmaktadır. Ayrıca akaryakıt istasyonları da bu mevzii imar planlı alanlar içerisinde kalmaktadır. 2208 Hektarlık kısmı imar planı içerisindedir. İmar planı içerisinde bulunan alanların % 90'a yakın bir kısmının imar uygulaması yapılmış durumdadır.1152 Hektarlık alan hala hali hazır harita durumundadır.

AKARSULAR

Elmadağ sınırları içerisinde kalan en büyük akarsu Kargalı Deresi'dir. İlçeyi boydan boya geçerek akan Kargalı Deresi kar ve yağmur suları ile beslenen düzensiz bir rejime sahip bir akarsudur. Ayrıca bölgenin güneyinden Balaban Çayı geçmekte, her iki akarsu İlçenin kuzeyinde Kızılırmak Nehrine ulaşmaktadır.

DAĞLAR

İlçemiz oldukça arızalı bir toprak yapısına sahiptir. Denizden yüksekliği 1135 metre olan İlçenin batısı kısmen düzlüktür. Her tarafından derin vadilerle yarılmış yaylalar, üzerinde aşılmış tepeler ve sırtlar yer alır. İlçenin Güneybatısında 1855 metre yüksekliğe sahip Elmadağ, Kuzeyinde ise 1985 metre yüksekliğinde İdris Dağı bulunur.

Elmadağ İlçesi, Permo-Trias yaşlı kraterlerle Pliosen formasyonları üzerinde yer alır. Bu alanın büyük bir kısmı mermerleşmiş beyaz kalkerle kaplıdır. Bazı kısımlarında ince kil ara tabakaları bulunur. Kalker tabakaları Doğuda ve Güneyde yüzeyde görülürken, Batıya gidildikçe üzeri örtü tabakaları ile kaplıdır.

Kargalı Deresi çevresinde dar bir şerit halinde kalınlığı fazla olmayan Alivyal toprakları yer alır. Kuzeybatıda Pliosen'e ait kırmızımsı, esmer renkli killi serler bulunur. İlçemiz 2. derecede tehlikeli deprem bölgesi kapsamındadır.

İKLİMİ

Yöre kışları soğuk ve sert geçen karasal iklimin altındadır. Yüksek ve denizden uzak dağlarla çevrili olması nedeni ile gece-gündüz, yaz ve kış sıcaklıkları arasında büyük farklılıklar görülür. Yıllık ortalama sıcaklık 11.8 santigrad derecedir. En soğuk ay (Ocak) ortalaması -1 derecede, en sıcak ay (Ağustos) ortalaması 23.3 derecedir. En düşük ve en yüksek sıcaklıklar da yine aynı aylarda görülür. Ocak ortalaması -3.5 derece, Ağustos ise 30 derecelik ortalama değere sahiptir.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

İlçemizde bitki örtüsü fazla değildir. Doğal bitki örtüsü uzun yıllardır süren insan tahribi sonunda step karakterini kazanmış, ancak insanların ulaşamadığı dağ eteklerinde ardıç ve meşe ağaçları çok az da olsa görülür. Barutsan Fabrika sahası ile Tatlıca Mahallesi arasında kalan ve Belediyemiz öncülüğü ile dikimi yapılan çamlık arazi İlçemizin en büyük yeşil alanını oluşturmaktadır. Bu yeşil alanlar Roketsan tarafından yapılan fidan dikimleri ile desteklenmektedir. Yenimahalle Koru mevkiinde doğal ardıç ve meşe ağacı toplulukları bulunmaktadır. bitki örtüsü genellikle dere kenarlarında yoğunlaşmıştır. Bunlar daha çok söğüt, kavak ve kısmen meyve ağaçlarıdır. Ayrıca dağlarda kendiliğinden yetişen dedemsakalı, madımak, kalkan, sütleğen, yemlik, hardal, cımak gibi birçok şifalı otlar yanında üvez, alıç, ahlat, böğürtlen, kuşburnu, yabani elma, erik, badem ağaçları da bulunmaktadır.

TARIM

İlçemiz genellikle arazi yapısı arızalı bir yapıya sahiptir. Coğrafi, morfolojik ve jeolojik tekdüzelik göstermeyen bir özelliği vardır. İklim ve toprak faktörleri bakımından iki yıl değişmeli sistemle, bir ekim bir yıl nadas şeklinde yapılır. Bu ekim sistemine topraktan çok su azlığı sebep olmaktadır. Bundan dolayı İlçemiz bölgesinin uğraşı alanı da tarla ziraatı şeklindedir. Bu yöntem toplam maliyetin 3/4'ünü oluşturmaktadır. İlçemiz bölgesinde tarımsal faaliyetlerin yaklaşık olarak % 75'ine hububat ziraatı hakimdir. İşlenen toplam arazi miktarı 32.000 hektardır. Bu miktarın 28.252 hektarı tarla arazisi olarak değerlendirilmektedir. Bölgede iki sistem uygulandığından her yıl 14.870 hektar arazi nadasa bırakılırken 13.382 hektarlık arazide tarla bitkileri ziraatı yapılmaktadır.


Hububat tarımı içerisinde buğday başta olmak üzere arpa, yulaf, burçak, fig, kimyon, mısır, fasulye, nohut, mercimek, şekerpancarı, ayçiçeği, kavun ve karpuz üretimi başta gelmektedir
ETİMESGUT ŞEHİR TANITIMI
 

EtimesgutEtimesgut İlçesi Ankara-Sincan karayolu ile Ankara İstanbul demiryolu üzerinde, Başkent Ankara’nın 17 Km batısında yer alan ve toplam 10.153 hektar yüz ölçüme sahip şirin bir ilçedir. Batısını Sincan ilçesi,kuzey güney ve doğusunu Yenimahalle ilçesi çevreler. Ankara Metropolünün (8) merkez ilçesinden biri olan Etimesgut dört bir yandan önemli Devlet Yolları ile çevrelenmiştir. Ankara-İstanbul karayolu (E-5) Doğudan Kuzeye, Ankara-Eskişehir Karayolu Doğudan Güneye, bu iki yolu birleştiren Kuzey-Güney doğrultulu (otoban) çevre yolu da ilçemizin Batısından geçer. İlçemizin bu yollarla bağlantısı bulunmaktadır.

Ayrıca Ankara-İstanbul Demiryolu ilçemizin merkezinden geçmekte ve (6) banliyö istasyonu bulunmaktadır. Askeri Havaalanı (12.Havaüssü) ilçemizin sınırları içerisindedir.

Yeryüzü Şekilleri : Etimesgut İlçesi doğudan batıya eğimi azalan çanak şeklinde bir oluk vadi görünümündedir. Vadinin tabanına oturmuş Ankara Çayına doğru tepe aralarından uzanan yan vadilerle bütünleşen Ankara ovası, yer alır. Ovanın kuzeyinde Eryaman Mahallesinde Radar, Büvelek, Kızıl, Çıngıraklı, Üveçyatağı, Tepeleri, Elvan Mahallesinde; Lodumlu Çöpbitmez, Eskibağ, Sınıcak ve Büvelek Tepeleri, Topçu Mahallesinde; Karağaçlı, Oyduçkaşı tepeleri ile Bağlıca yakınlarında Çakmaklı Harabe tepeleri yer almaktadır. Bitki örtüsü bulunmayan bu tepeler yüksekliği az ve yerleşmeye uygun yerlerdir. Tepeler ortalama 900-1000 metre yükseklikte olup, ilçenin ortalama yüksekliği ise 807 metredir.

Ankara çayı çevresinde yer alan alüvyon birikinti ovası tarım için elverişli olmasına rağmen, bahçe tarımı dışına çıkılamamıştır.

Akarsuları : İlçemizi doğudan batıya %3 eğim ile geçen Ankara Çayı Çubuk, İncesu ve Hatip Çaylarının birleşmesiyle oluşmuştur. Ankara Çayı da Mürted’den gelen ova çayını aldıktan sonra, Malıköyde Haymana suyunu da alarak Sakarya ırmağı ile birleşir. Uzunluğu 140Km olan ırmak üzerinde Çubuk I, Çubuk II, Kurtboğazı, Bayındır ve Kusunlar Barajları kurulmuştur. Ankara çayının sınırlarımız içinde kolu ve barajı yoktur.

Gölleri : İlçemizde doğal göl yoktur. Eryaman Mahallesinde killi bir yapı üzerinde bulunan ve daha çok yağmur suları ile beslenen Susuz Göleti, Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenerek Göksu Parkına dönüştürülmüş, tatil günlerinde tüm Ankaralıların ve özellikle Etimesgut halkının dinlenme mekanı olmuştur.

İklimi : İlçemizde İç Anadolu karasal ikliminin genel özellikleri görülür. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk geçer. Yağış daha çok kış ve ilkbahar aylarında düşer. Yazın ve sonbaharda yağışlar iyice azalır. Yıllık yağış miktarı 367 milimetre kadardır. Kış aylarında don olayı sık görülür. Donlu günlerin sayısı yılda ortalama 84.7 güne ulaşmaktadır. Sıcaklık Ocak ayında –l5 C dereceye kadar düşer. En çok kar yağışı Ocak ayında olmaktadır. En yüksek kar örtüsü kalınlığı 33 cm’dir. Gündüz ile gece, yaz ile kış mevsimleri arasındaki sıcaklık farkları önemli ölçüde büyüktür. Uzun yılların ortalamalarına göre 32 C derece ile Temmuz en sıcak, Ocak 0.3 C derece ile en soğuk aydır. (En yüksek sıcaklık 01 Ağustos 1954’te 40 C derece olmuştur.) Yıllık ortalama sıcaklık 11.8 C derecedir. Buharlaşma nedeni ile Yaz aylarında havada nem oranı azalır, kışın ise artar.
İlçemizde ilkbahar ve Yaz mevsimlerinde; güney-batı, sonbahar mevsiminde; güney doğu, Kışın ise; daha çok kuzey rüzgarları etkilidir. En hızlı esen rüzgar yönü güney olup, hızı 39.4 metre/sn’dir. Fırtınalı günler daha çok kış mevsiminde görülür. Etimesgut’ta radyasyon (Işıma) sisler de sık görülmektedir. Ortalama sisli süre yılda bir aya yakındır. En yüksek sisli günler oranı kış mevsimindedir. Bu durum havanın kirli kalmasına neden olur.

Bitki Örtüsü : İç Anadolu Bölgesi genelde geniş bir step alanıdır. Yüksek dağlık alanlarla denizden ayrılmış olduğundan iklim karasaldır. İkliminin bu özelliği bitki örtüsünü de belirlemektedir. Ankara ve Etimesgut’ta da doğal bitki örtüsü steptir. (Bozkır) Bunlar yağışlı dönemlerde yeşillenen, kurak yaz döneminde sararıp kuruyan otlardır. Artemisia (Yavşanotu), Ocanthalimon (Çobanyastığı) bitki türleri oldukça yaygındır.

Toprak Özellikleri : İç Anadolu’nun gerçek step alanlarındaki en yaygın toprak türü kahverengi zonal topraklardır. Başlıca elemanı kalsiyum karbonatlı kil olan bu topraklar humusça fakirdir. Tüm horizonlarında kireç hakimdir. Plato yüzeyinde kalınlığı 50 cm olan bu toprakların en üstteki A horizonu genellikle daha koyu renkli,alttaki B horizonu daha soluk renklidir. Çukur alanlar ile eğimi az olan yerlerde kırmızımsı kahverengi topraklar yaygındır. Bu topraklar kirecin yanı sıra kil ve kum oranı da yüksektir. Kurak yaz aylarında toprağın yüzeyinde sert bir kabuk meydana gelir. 
 

GÜDÜL SEHİR TANITIMI
 

Güdül'den genel bir görünümGüdül, Ankara ilinin kuzey batısında yer alan bir ilçesidir.

Yapılan araştırma ve incelemelerde Güdül çevresinde tarih öncesi çağlardan beri yerleşildiği anlaşılmıştır. İlçe yakınından geçen Kirmir Çayı boyunca kayalara oyulmuş mağaraların Etiler'e (M.Ö. 2000) ait olduğu sanılmaktadır. Daha sonra Frigler (M.Ö. 8. yy) bu yörede hakimiyet sürmüşlerdir.

İn-Önü denilen bu mevkideki mağaralarda haç işaretlerine rastlanmış, Romalılarca Hıristiyanlığın yayılması sırasında buraların mesken edildiği anlaşılmıştır. Daha sonra Bizanslıların yaşadıkları sanılmaktadır.1071 tarihli Malazgirt Zaferi ile Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış, Güdül ve çevresi Anadolu Selçukluları'nın idaresine geçmiştir.

Güdül Sokaklarıİlçe, Anadolu Selçuklu hükümdarlarından I. Mesut'un eniştesi ve Ankara Emiri olan Şehabüldevle Güdül Bey tarafından şimdiki yerinde, tahminen 850 yıl evvel kurulmuş olup, 1 Eylül 1957 yılına kadar Ayaş ilçesine bağlı bir nahiye iken aynı yıl 7030 sayılı Kanun ile ilçe olmuştur.

İlçe toplam nüfusu 22 Ekim 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 20.938'dir. Bu nüfusun 5.806'i İlçe merkezinde, 15.132'i ise köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Güdül İlçesi, 4 belediye ve 23 köy olmak üzere toplam 27 yerleşim biriminden oluşmaktadı.

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 20938'dir. Bunun 5806'si ilçe merkezinde, 15132'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

İlçe, merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 3 belde ve 23 köyden oluşmaktadır.

HAYMANA SEHİR TANITIMI
 

Haymana'dan bir manzaraİlçe toprakları 39 – 40 kuzey enlemleri, 32 – 33 doğu boylamları arasında yer alır; yüzölçümü 2976 km 2 , rakımı 1259'dur. İlçenin doğusunda Bala ve Gölbaşı, güneyinde Kulu ve Cihanbeyli, batısında Polatlı ve kuzeyinde Gölbaşı İlçeleri yer alır.

Karasal iklimin hüküm sürdüğü İlçemizde en soğuk ay olan Ocak ayının ortalama sıcaklığı -2 o C, en sıcak ay olan Temmuzun ortalama sıcaklığı ise +19 o C' dir. Yıllık yağış ortalaması 414 mm 3 'tür.

Haymanaİlçe topraklarının 2/3 sini Haymana Platosu oluşturur. Ormanlık alan yok denecek kadar azdır. Haymana Platosunun rakımı 1100 m. dir. İlçemiz sınırlarında bulunan dağlardan Karacadağ'ın yüksekliği 1724 m, Mangaldağ 1436 m. ve Çaldağı 1351 m.dir. 297.6 Hektar alanda tarım yapılmaktadır.

KALECİK SEHİR TANITIMI
 

Kalecik'ten bir manzaraKalecik’in Nüfusu :25.043 Yüzölçümü :1.318 Km2 Rakım :725 m Ankara Şehir Merkezinden uzaklığı :71 Km Kale, Hasbey, Saray, Tabakhane Camileri ile Kazancık Türbesi Kızılırmak üzerindeki Develioğlu köprüsü belli başlı tarihi eserlerdir

İlçenin adı Türkiye de ender rastlanır şekilde uzun süre değişime uğramadan bugünlere gelmiştir. ülkemizde birçok yerleşim bölgesinin adı zaman içinde birçok değişiklik geçirerek bugünkü şekline ulaşırken ilçemiz adını geçmişi 2000 yılı aşan kaleden almıştır.

Ramsay Kalecik’ten bahsederken eçelriga diye bahseder. acıtorızıacum adlı antik şehirde bölgede kurulmuştur. Ancak ilçemizin ismi hiçbir değişikliğe uğramadan kalesinden alınmıştır. şehrin tam ortasında tek başına heybetle yükselen bölgeye hakım bir tepe üzerindeki kale küçük olmasından dolayı sonuna cik eki eklenmiştir.

KAZAN SEHİR TANITIMI
 

Kazan'dan bir görünümİç Anadolu Bölgesi'nde, Ankara İline bağlı bir ilçe olan Kazan, kuzey ve batısı Mire Dağları ile çevrili, doğusunda Keçiören ve Çubuk, batısında Ayaş, kuzeyinde Kızılcahamam, güney doğusunda Yenimahalle ve güney batısında Sincan ilçeleriile çevrilidir. Akıncı Ovası’nın kuzeyindedir. Ovayı kuzeyden güneye doğru ayıran Ova Çayı ilçe içinden akmaktadır.

ilçenin denizden yüksekliği 890 metre olup, yüzölçümü 470 km2, 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 29.692'dir. Ankara'ya 47 km. uzaklıktadır.

İki önemli ulaşım yolu üzerinde bulunan Kazan’da sanayileşmenin özellikle son yıllarda ciddi bir ivme kazandığı görülmektedir. Boru, saç, ağaç kaplama, ziraii alet ve makinaları, un, yem, demir ve buna bağlı ürünler, mermer, tuğla, kiremit, araba farı gibi oldukça değişik alanları ihtiva eden irili ufaklı 50 civarında fabrika faaliyet göstermektedir. Türkiye’nin savunması açısından oldukça önemli bir proje olan F-16 savaş uçakları üretimi TAİ-TUSAŞ Mürted tesislerinde gerçekleştirmektedir.

İlçe ekonomisini ağırlıklı olarak tarım, hayvancılık ve sanayi oluşturmaktadır. Şekerpancarı, kum fasulye, kavun, buğday ve henüz yeni, yeni gelişmekte olan seracılık çiftçilerimizin gelir kaynaklarının başlıcalarındandır. Yetiştirilen bu tarım ününlerinin yanı sıra büyükbaş ve kümes hayvancılığı, arıcılık ve yumurta tavukçuluğu da yapılmaktadır. Son derece modern, hijyenik şartlarda ve veteriner hekim kontrolünde kesim yapılmakta olan belediye et kombinası yalnızca Kazan’ın değil civar ilçelerin de et ihtiyacını karşılayabilmektedir.

KEÇİÖEREN SEHİR TANITIMI
 

KEÇİÖREN’İN SINIRLARI
Estergon Kalesi30 Kasım 1983 tarihli ve 2983 sayılı kanunla ayrı bir ilçe haline getirilen Keçiören’in sınırları İçişleri Bakanlığı’nın 13/81 sayılı kararıyla tesbit edildi.
 YÜZÖLÇÜMÜ
58,66 Km2 büyüklüğe sahip olan Keçiören ilçesi, doğu ve güneydoğudan Altındağ, güney ve batıdan Yenimahalle, kuzeybatıdan Kazan, kuzeyden de Çubuk ilçeleriyle çevrili olup, ilçenin doğusunda Hüseyin Gazi Dağı ve 1985 m yüksekliğindeki İdris Dağı, kuzeyinde Karyağdı Dağı ile Ufuktepe ve batısında Yükseltepe bulunur.Çubuk Çayı Keçiören ilçesini kuzey-güney yönünde ikiye bölerken, Hatip ve Ankara Çayları ise güneyden geçer. 
 Keçiören ŞelalesiNÜFUS
 2000 yılı nüfus sayımına göre, Keçiören’de toplam 625.167 kişi ikamet etmektedir.
 yıllara göre nufus dağılımı ise şöyledir;
  2000 yılı : 625.167
  1997 yılı : 588.117
  1990 yılı : 533.891
  1985 yılı : 433.559 kişidir.

KIZILCAHAMAM ŞEHİR TANITIMI
 

KızılcahamamKızılcahamam İlçesi Ankaraya 80 km uzaklıktadır. Ancak ilk bilinen ilçe merkezi  bugünkü  Demirciören  köyü yerleşim  yeri olup, kayıtlarda Yabanabat  olarak geçmektedir. 1880 yılında ilçe merkezi eski adı çorba olan şimdiki Pazar bucağına taşınmış ve 1915 yılında bugünkü yerleşim yerine nakledilmiştir. Bölgemizde  bulunan Hitit devri kalıntıları göz önünde tutulursa bölgenin yerleşim yeri olarak tarihinin M.Ö.' ki dönemlere dayandığı anlaşılmaktadır. 

Kızılcahamam ilçesi doğudan Çubuk, batıdan Çamlıdere ve Güdül, kuzeyden Çankırı'nın Çerkeş ve Bolu'nun Gerede ilçesi ile güneyden Ayaş ve Kazan ilçeleriyle çevrilidir.  

  İlçemizde Kurtboğazı, Eğrekkaya ve Akyar barajları mevcut olup bu barajlar Ankara’nın sulama ihtiyacını karşılayan barajlardır. Akyar barajının suyu Eğrekkaya barajına ve oradan da Kurtboğazı barajına transfer edilmektedir.      Kızılcahamam İlçesi yeraltı suları bakımından zengindir. Özellikle şifalı kaplıcaları meşhurdur. Kızılcahamam  İlçesinde  karasal  iklim hüküm sürmesine  karşın yapılan barajlar ve Karadeniz’e yakınlığından dolayı Batı Karadeniz iklimi özellikleri de görülmektedir. Yağmurlar İlkbaharda yoğun olmakla beraber, Ormanlık alanın fazla olmasından dolayı yıl itibari ile yağışlı günler daha fazladır. İlçenin ortalama sıcaklığı +11 C 'dir. En yüksek sıcaklık ağustos ayında 34 C , en düşük sıcaklık şubat ayında  -20 C ' olarak tespit  edilmiştir. 

Kızılcahamam İlçesinde ortalama nem % 66 ' dır. En yüksek nem kış aylarında % 76, en düşük Eylül ayında % 4 olarak tespit edilmiştir. 107 köyü ve bir beldesi olan ilçenin 2000 yılı  sayımına göre nüfusu  33 623’dür. Bu nüfusun 16 195  ilçe merkezinde, 17428’  köylerde yaşamaktadır  

Kızılcahamam İlçesi 1711.87 Km2 ' lik alan üzerine kurulmuş olup ,merkezinin rakımı 975 metredir.

MAMAK SEHİR TANITIMI
 

Mamak'tan bir görüntüİç Anadolu Bölgesi'nde, Ankara İline bağlı Mamak İlçesi, doğu ve güneydoğuda Elmadağ, güneybatı ve batıda Çankaya, kuzeyde Altındağ ilçeleri ile çevrilidir. Orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerden oluşan ilçe topraklarındaki en önemli yükselti,Ankara metropoliten alanın da en yüksek noktası olan Hüseyin Gazi Dağı’dır.

İncesu Deresi ile Hatip,Karanlık ve Bayındır çayları ilçenin akarsulardır. Bayındır barajı ile bu barajın gölünün bir bölümü Mamak sınırlarında kalır.İlçedeki Bayındır Barajı, Bayındır deresi üzerine inşa edilmiş olup, 1965 yılından bu yana su tutulmaya başlanılmıştır. İlçe hudutları içerisinde hatip çayı bulunmaktadır.

Yüz ölçümü 161Km2 dir. Denizden yüksekliği 899 m., 2000 yılı genel nüfus sayımına göre 430.606 nüfusa sahiptir.

MamakMamak’ ta ELSA A.Ş.( Elektrik sayaçları Sanayi Ticaret Anonim Şirketi) Makina Kimya Genel Müdürlüğü, KÖSEM ( Küçük Orta Ölçekli Sanyi Eğitim Merkezi) ve Kayaş Kapsül Fabrikası ile Taş Ocakları bulunmaktadır.

İlçenin tarihi ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Mamak’ın merkez ilçe olması nedeniyle isminde de bir değişiklik olduğuna ilişkin bir bilgiye rastlanmamıştır. Sözlük anlamına bakıldığında Mamak Ankara’nın bir ilçesi,Ankara’nın bir semti,Ankara’nın askeri bir bölgesi olarak tanımlanmaktadır. Mamak ilçesi 1983 yılına kadar Ankara’nın Çankaya ilçesinin bir semti olmuş, 1983'te de ankara'nın ilçesi konumuna getirilmiştir.

İlçede kültür hizmetlerini yerine getirmek için şimdiki Belediye Başkanlık Binasının yer aldığı Konservatuar Binası bulunmaktadır. Ayrıca 75. Yıl Cumhuriyet Anfi Tiyatrosu, kültürel faaliyet varlıklarından sayılabilir.Tabiat varlıkları olarak Hatip Çayı, Bayındır Barajı ve önemli 4 mesire yerlerindendir.

Ankara’ nın bir bölümünün su ihtiyacını karşılayan Bayındır Barajı ve Baraj Gölü çevresinde oluştulan ağaçlık alan gazino ve çay bahçeleri ilçenin gezilip görülecek yerleridir.

NALLIHAN ŞEHRİ TANITIMI

Polatlı'dan bir evNallıhan ilçesi yer altı ve yerüstü kaynaklarıyla ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Çayırhan Termik Santrali, Sarıyar Hasan Polatkan Barajı, Gökçekaya Barajı, Yenice Barajı ile ülke ekonomisine önemli bir enerji katkısı mevcuttur. Çayırhan kömür işletmesinin kömür rezervi ise 400 milyon ton olup her yıl 1.6 milyon tonu Çayırhan Termik Santralinde enerji üretmek amacıyla kullanılmaktadır.Nallıhan ilçesi önemli bir meyvecilik ve hayvancılık deposu durumundadır.

Ancak ülke ekonomisine katkısıyla doğru orantılı olarak, genel bütçeden yeterince pay alamamaktadır.Devlet Planlama Teşkilatınca 1996 yılında yapılan İlçelerin Sosyo - Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasına göre Nallıhan ilçesi 858 ilçe arasında 214.ncü, Ankara İl’i İlçeleri arasında ise 10.durumda bulunmaktadır.

Polatlı2003 yılında yine DPT'ce yapılan çalışmaya göre 872 ilçe arasında 202. sırada bulunmaktadır. Bu durum hiçte iç açıcı değildir.Hiç bir olayın olmadığı, Devletine bağlı Nallıhan'ın asil ve çalışkan insanları bu duruma layık değildir. Nallıhan ilçesinin kalkınması açısından aşağıda belirtilen hususların acilen gerçekleştirilmesi hayati öneme haizdir.

Nallıhan Devlet Hastanesi, Temmuz 2007 tarihinde açılmış olup gerek ayaktan gerekse yataklı tedavi hizmetlerini bu tarihten itibaren vermektedir.

Bunlar;

Ankara –İstanbul hızlı tren projesinin biran önce bitirilmesi,

İlçedeki meyveciliğin ve hayvancılığın geliştirilmesi açısından yem fabrikası, entegre meyve suyu, salça fabrikası, peynir fabrikasının kurulması,

Ayman Kırı Sulama Projesinin Devlet Planlama Teşkilatınca Yatırım Programına alınarak, Devlet Su İşlerince Ovanın sulu tarıma açılması ve bunun sonucu üretim potansiyelinin artırılması,

Üretilen ürünlerin pazarlanması açısından ilçenin Bolu, Eskişehir ve Ankara ile bağlantı yollarının iyileştirilmesi,

Dünyaca meşhur Nallıhan oyaları, Beydili ve Çamalan köyü el dokuma ürünleri ve Döğmeci köyünde çam ağacından yapılan su fıçılarının tanıtımı, gelir sağlanması ve bu sektörün bilimsel bir baz’a oturtulması açısından el sanatları yüksekokulunun açılması,

El sanatlarımızın teşvik edilmesi ve gelecek nesillere aktarılması açısından ilçe etnoğrafya müzesinin kurulması,

Nallıhan ilçesinin 50 köyü konumu itibariyle yayla turizminin gelişmesine müsaittir.Pilot proje uygulamasıyla örnek köyler (Aksu, Aydoğmuş, Beydili, Döğmeci, Demirköy, Cendere, Çive, Meyilhacılar, Tekke, Uluköy) seçilerek ilk adım bu köylerimizde atılmalıdır. Bu köylerimizde yayla turizminin geliştirilmesi açısından evler restore edilerek aile pansiyonculuğu geliştirilmeli ve yayla evleri kurulmalıdır.Bu konuda Nallıhan Kaymakamlığı, Nallıhan Belediye Başkanlığı, Nallıhan Vakfı Başkanlığı, Nallıhan Enerji Üretim A.Ş konsorsiyumu, Park Holding, Nallıhanlı işadamı İlhan Çetinkaya başta olmak üzere diğer işadamlarımız, Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde aktif girişimlerde bulunularak somut adımlar atılmalıdır. Yaylalarımıza gelecek konuklarımıza Nallıhan’a özgü yöresel yemekler ( Nallıhan kapama pilavı, Koyun ve keçi etinin yağsız yerlerinden hazırlanan Nallıhan gorçan kebabı, yaprak dolması, gözleme, köy fırınlarında yapılan kabaklı-cevizli-soğanlı-peynirli çörekler, höşmelim, kabak tatlısı, hoşaf ) ikram edilerek Nallıhan İlçesi mutfağının tanıtımı sağlanmalıdır.

POLATLI SEHİR TANITIMI
 

2000 yılı genel sayımı sonuçlarına göre İlçe merkez nüfusu 79.992, Temelli Beldesi nüfusu 9.424, köyler nüfusu 27.235 ve ilçe toplam nüfusu 116.651 dir.

Polatlı'danbir manzaraSayım sonuçlarına göre ilçe merkez nüfusunda düzenli bir artış, köyler nüfusunda ise önceki yıllarda azalış, son sayımda bir artış görülmektedir. İlçenin toplam nüfusunda son on yılda % 15 civarında bir artış meydana gelmiştir.

Konunun genel bir analizi yapılmamış olmakla birlikte ilçede köyden şehir merkezine, buradan da dış merkezlere göç yaşanmaktadır. Şehir merkezi aynı zamanda dışarıdan göç almaktadır. Sonuçta şehir merkezinde ülke geneline göre yüksek sayılabilecek bir artış, köyler nüfusunda ülke genel eğilimine paralel bir azalış meydana gelmektedir.

Polatlı ilçesinin ekonomisi tarih boyunca tarım ağırlıklı olagelmiştir.

İlçe merkezinde kentsel ekonomik faaliyetlerin ve buna bağlı olarak sanayiinin ve hizmet sektörünün gelişimi Ankara-İstanbul demiryolunun 1892 yılında Polatlı’dan geçmesi ile başlamıştır.

Bugün Polatlı İlçesinin ekonomisi büyük ölçüde tarıma, giderek gerileme eğilimi gösteren hayvancılığa, sanayi faaliyetlerine, ticarete, memurluk ve işçiliğe dayanmaktadır.

Gordionİlçe merkezine ulaşım karayolu ve demiryolu ile sağlanmaktadır. Polatlı kuzey doğu istikametinde 75 km yolla Ankara İl Merkezine, batı istikametinde 60 km yolla Sivrihisar İlçesine bağlanmaktadır.

Kuzeyde bulunan Ayaş İlçesine uzaklık 71 km, güney doğuda bulunan Haymana ilçesine uzaklık 51 km ve güneyde bulunan Yunak İlçesine uzaklık 172 km dir.

Ankara –Polatlı arasında (87) km.lik demiryolu, Ankara-Eskişehir arasında ise (168) km.lik demiryolu vardır.

Polatlı'dan bir manzaraPolatlı coğrafi konum olarak Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesinde, 39 derece 35 dakika kuzey enlemi ile, 32 derece 08 dakika doğu boylamının kesiştiği noktada yer almaktadır.

İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 850 metre İlçenin toplam yüzölçümü 3789 km² dir.

İlçe Ankara İl merkezinin batısında ve bu ile bağlı Beypazarı, Ayaş, Sincan, Yenimahalle, Gölbaşı ve Haymana İlçeleri, Konya iline bağlı Yunak ve Çeltik İlçeleri ile Eskişehir İline bağlı Günyüzü ve Mihallıççık İlçeleri ile çevrilidir.

SİNCAN ŞEHİR TANITIMI
 

Sincan'dan bir manzaraİç Anadolu Bölgesi'nde Ankara iline bağlı olan Sincan'ın kuzeydoğusunda Kazan, doğusunda Yenimahalle ile Etimesgut, güneyinde yine Yenimahalle, güneybatısında Polatlı, batı, kuzeybatı ve kuzeyinde de Ayaş ilçeleri bulunmaktadır. İlçe dağlık alanlarla kuşatılmış olup, daha çok orta kesimlerde tektonik çöküntü olan düz alanları vardır. Mürted Ovası diye anılan bu alan doğu ve batıda iki fay çizgisi ile sınırlanır. Kuzeydoğu kesimini Karyağdı dağının batı uzantıları, doğusun Ayaş Dağının uzantıları hakimdir. İlçe topraklarını Sakarya'nın kollarından Ankara çayı sular. Yüzölçümü 420 km2, 2000 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre toplam nüfusu 289.440'tır.
İlçe ekonomisini çok az olarak bitkisel üretim ile hayvancılık karşılarsa da burada yaşayanlar çalışmak amacıyla her gün Ankara'ya giderler. Ayrıca ilçede sanayi tesisleri ve kombinalar bulunmaktadır. İlçedeki kil yatakları da işletilmektedir.

Sincan'dan bir manzaraSincan, İpek Yoluna yakın oluşundan ötürü tarihi çağlarda önem kazanmış, Asya'da da aynı ismi taşıyan bazı yerleşim alanları bulunmaktadır. Etimolojik olarak bakıldığında da Sincan Şen, Canlı İnsanların Yurdu anlamına gelmektedir.
 

YENİMAHALLE SEHİR TANITIMI
 

YenimahalleAnkara'nın 8 merkez ilçesinden biri olan Yenimahalle, şehir merkezi haricinde engebeli bir arazide kurulmuştur. Denizden yüksekliği 830 metredir.

Komşu illerimizden gelen Çubuk Çayı, Hatip Çayı ve İncesu Deresi, ilçemizin Akköprü Mevkiinde birleştikten sonra Çiftlik, Güvercinlik ve Etimesgut'tan geçerek Sincan Osmaniye Köyü yakınında Akıncı Ovasından gelen Ova Çayı ile birleşerek Ankara Çayı adını alır ve Sakarya Irmağının büyük bir kolu olarak Polatlı sınırlarına girer.

İlçemizin Ümitköy-Çayyolu bölgesinde daha çok üst veya orta-üst gelir grubu aileler, Batıkent ve Yenimahalle merkez bölgesinde orta gelir grubu aileler, Demetevler, Şentepe, Karşıyaka ve Yahyalar bölgelerinde ise genel olarak orta veya alt-orta gelir grubuna mensup aileler yaşamaktadır. Bu bölgede geliri asgari ücret düzeyinde ailelerin de bulunduğu bir gerçektir.

İlçemiz 1997 nüfus sayımı kesin sonuçlarına göre merkez nüfusu 474.611, köylerin nüfusu 12.408 olmak üzere toplam 487.019'dur.

Yenimahalle2000 yılı nüfus sayımı kesin sonuçlarına göre ise merkez nüfusu 534.109, köylerin nüfusu 19.235 olmak üzere toplam 553.344'dür.

İlçemiz nüfusunun tahminen %2'sini esnaf ve tüccarlar, %1'ini çiftçiler, %15'ini emekliler ile geri kalan %82'sini işçi ve memurlar teşkil eder.

ŞEREFLİKOÇHİSAR SEHİR TANITIMI
 

Ankara Şereflikoçhisar İlçesiŞereflikoçhisar ilçesi, İç Anadolu Bölgesi'nde, Tuz Gölü'nün kuzeydoğusunda bulunur. Ankara ilinin en uzak ilçelerinden olan Şereflikoçhisar, Tuz Gölü ile Hirfanlı barajı arasında sıkışmıştır. Kuzeyinde Bâlâ, doğusunda kendisinden koparılarak ilçe yapılan Evren, Sarıyahşi ve Ağaçören, batısında Tuz Gölü ve Kulu ilçeleri ile çevrilidir.

İlçede hüküm süren iklim İç Anadolu'nun bariz iklimi olan sert step iklimidir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve karlıdır. Yağış şartlarının yetersizliği sebebiyle ilçede hakim bitki örtüsü step, yani bozkırdır. Tepelik alanlar üzerinde yer yer meşe ormanı artıklarına rastlanır. İlçenin en önemli akarsuyu Ortaköy ilçesi sınırlarındaki Ekecik dağının batısından kaynağını alan ve Tuz Gölü"ne dökülen Peçenek çayıdır.

Şerefli koçhisar kaleMemleketimizin ikinci büyük tabiî gölü olan Tuz Gölü, Şereflikoçhisar ilçesini batıdan ve güneyden çevirir. Havzasına düşen yağışın azlığı, buharlaşmanın şiddetli oluşu ve gölün derinliğinin az olması sebebiyle yazın suları buharlaşarak yerinde kalın bir tuz tabakası kalan gölde mutfak tuzu karakterinde tuz elde edilir. Yıllık tuz üretimi bakımından ülkemizin en önemli kaynağı olan Tuz Gölü, Türkiye tuz üretiminin yüzde 60'ını gerçekleştirir. Üretilen tuzun bir bölümü Şereflikoçhisar'daki fabrikalarda işlenerek, bir bölümü de işlenmeden Türkiye'nin dört bir yanına gönderilir.

Tuz Gölü ve Şereflikoçhisar genel görünüşüİlçe toprakları ülkemizin en eski yerleşme alanlarındandır. Höyükler halindeki ilk yerleşmelerden çıkartılan güneşte kurutulmuş kiremitler Cilalı Taş döneminde bile buralarda yerleşildiğini göstermektedir. Milattan önceki devirlerde Hititlerin, Roma ve Doğu Roma (Bizans) imparatorluğunun, bir ara da İran Devleti'nin hakimiyetinde kalan ilçe arazisi Malazgirt Zaferi'nden sonra Selçuklu Türkleri'nin hakimiyetine girmiştir. Selçuklulardan kalma en önemli tarihî eserler Sultan Alaaddin Camii ve bugün ayakta olmayan Hurşid Hatun (Sultan Alaaddin'in eşi) türbesidir. Şereflikoçhisar, Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra Karamanoğulları'na bağlı kalmıştır. 1467 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından Osmanlı Devleti sınırları içine alınan Şereflikoçhisar Osmanlılar zamanında genellikle Aksaray'a bağlı bir kaza durumunda idi. 19. yüzyılda Konya'nın Esb-Keşan (Atçekenler) kazasının bir nahiyesi olan Şereflikoçhisar Tuz Gölü ve Turizm1891 yılında Konya'nın bir kazası oldu. 1920'de Aksaray'a bağlandı. 1933 yılında Aksaray vilayetinin ilgası ile başkent Ankara'ya bağlanan Şereflikoçhisar, gelişen ekonomik ve sosyal yapısı ile il olmaya aday hale gelmiştir

Şereflikoçhisar ilçesinin 1990 yılında toplam nüfusu 60.701 olup, bunun 37.534'ü ilçe merkezinde, 23.167'si de 50 adet köyde oturmaktadır.

COSKUN GAYRIMENKUL
Adres : G.O.PAŞA MAH. ANKARA CAD.NO:84/2 GÖLBAŞI - ANKARA
Telefon : 0312-484 25 44- 485 35 53- Faks : 0312-485 35 53 E-Posta : info@ankaracoskungayrimenkul.com
Kaynaklar